Peter Lynch’in yazdığı Borsada Tek Başına kitabının ikinci bölümüyle devam ediyoruz.
“Geçmişe bakıldığında hisse senetleri için de döngüselliğin olduğu görülmekte. Borsa çöktükten sonra birçok kişi uzun bir süre boyunca borsaya küs kalmakta veya borsadan uzaklaşmakta fakat borsa değer kazanmaya başladığında yine birçok kişi bunu bir fırsat olarak görmekte, yatırım yapmaya başlamakta. Buradaki sorun ise şu: Borsa çöktükten sonra birçok hisse çok fazla değer kaybediyor, ardından piyasalar kendilerini toparlamaya ve hisse fiyatları da yükselmeye başlıyor. İnsanlar ise hisse fiyatları zaten yükseldikten sonra yatırım yapmaya başlıyor. Kazanmak isteyen bir yatırımcının yapması gereken ise riski alıp borsanın düştüğü zamanlarda/kriz zamanlarında yatırım yapmaktır.”
Benzer döngüselliğin kripto sektöründe de olduğunu görmekteyiz. Grafikleri zamansal açıdan inceleyecek olursanız tekrarlayan örüntüleri görmeniz oldukça mümkündür. Birçok kişi boğanın ne zaman geleceğini sorgulamakta fakat piyasaların en ölü olduğu ve herkesin küstüğü zamanlarda yatırım yapanlar ise çoktan boğa dönemini yaşamaya başlamış durumda. Dolayısıyla borsalardaki döngüsellikleri araştırarak uzun vadeli yatırımlar yapabilirsiniz.
Dip ya da tepe noktayı bilmek mümkün mü?
Öte yandan Peter Lynch herkesin ters psikolojiyle hareket ederek kendisinin daha zeki olduğunu düşündüğünü vurgulamakta. “Herkes yükseliş beklerken satıp, herkes düşüş beklerken alabileceğine inanan bir güruh yetişmeye başladı. Kişiler kendilerinin herkesten daha iyi olduğuna dair bir içgörüye sahip olmalarına rağmen aslında herkes de onlar gibi düşünmekte. Asıl ters psikolojiye sahip kişi borsanın en dipte olduğu zamanda alıp en zirvede olduğu zamanda satabilen kişidir.” Bilişsel yanlılıklarla ilgili yazımızda da bu konuyu işlemiştik (“Kriptoda başkaları alırken satmak, başkaları satarken almaya dair” adlı yazıma bakabilirsiniz). İlk olarak birçok kişi kendisinin daha zeki olduğuna, piyasadaki herkesten daha hızlı bir şekilde marketi çözdüğüne, potansiyelinin diğerlerinden daha yüksek olduğuna inanma eğilimindedir. Herkesin çok iyi olduğu bir yerde bu kadar kaybeden olması işin ironisini göstermektedir. İkinci olarak hiçbir zaman en dip ya da tepe noktayı bilmek mümkün değildir, bildiğini söyleyen birisi ya yalan atıyordur ya da şansına bilmiştir. En dipte alıp en tepede satabileceğinizi düşünmek rasyonel olmayan seçenektir. Bu noktada yapılması gereken şey kademeli alım-satım stratejilerini benimsemek ve al-sat kasınızı güçlendirmektir. Böylece alımlarda maliyetinizi düşürerek dip noktaya daha çok yaklaşabilir, satımlarda da satış noktanızı daha yukarıya doğru çekerek kâr miktarınızı yükseltebilirsiniz.
Birileri zarar etmeli ki diğerleri kâr edebilsin
“Dikkatsiz bir yatırımcı sürekli olarak üç duygusal aşamadan geçer: endişe, mutluluk ve teslim olma. Önce borsanın düşeceğinden ya da ekonominin kötüye gideceğinden endişelenerek uygun hisseleri uygun fiyattan satın almaz. Sonra bu hisseleri yüksek fiyattan satın alır ve fiyatlar yükseldiği için mutlu olur. En sonunda da elindeki hisselerin değeri düşünce pes eder ve bunları zararına satar.” Buna dair bir ekleme yapacak olursak sonrasında da aynı yatırımcılar bu sektörün bir kurmacadan ibaret olduğunu, dolandırıcılıktan başka bir şeye hizmet etmediğini iddia eder ve bu sektöre yatırım yapan kişileri de eleştirir ve kötü yorumlarda bulunur. Oysa var olan durum rasyonel açıdan incelendiğinde birileri zarar etmeli ki diğerleri kâr edebilsin.
Alternatif aksiyon planlarının önemi
Herkesin aşırı endişe duyduğu bir dönemde alım kararlarınızı, herkesin aşırı mutluluk duyduğu dönemlerde satım kararlarınızı tekrardan gözden geçirmelisiniz. Teslim olma kısmı ise “Elbet bir gün döner” düşüncesine sahip olan ve uzun bir süre boyunca sinir ve stresle olduğu yerde sayan yatırımcıları temsil etmektedir. Örneğin 2018 yılında en tepeden XRP alan bir yatırımcının tekrardan maliyetine gelmesi yedi yılını aldı… Öte yandan 2021’de Solana alan bir kişi ise üç yıl bekledi. Anlayacağınız akıllı bir yatırımcı yalnızca duygularıyla hareket edip pes ettikten sonra yıllarca zararla beklemek yerine portföyünü aktif olarak kontrol etmeli, kendisine alternatif aksiyon planlamaları hazırlamalı ve belirli bir seviyeden sonra zarar kesmeyi bilmeli.
Düşen bıçağı tutmaya çalışmaya gerek var mı?
“Benzer doğrultuda amatör ve dikkatsiz yatırımcıların sahip olduğu bazı yaygın düşünceler vardır”, “Bu kadar indikten sonra artık daha fazla inemez”, “İyi şirketlerin hisseleri eninde sonunda yükselir”, “Borsa sabır ister, bu düşüş gözümüzü korkutamaz”, “Bir hissenin inebileceği en düşük fiyat önceden bellidir” gibi laflar amatör yatırımcılar tarafından sık sık kullanılır fakat yükselişin sınırı olmadığı gibi düşüşün de sınırı yoktur. Birçok amatör yatırımcı düşmeye başlayan bir ürünün en dip fiyatını tahmin edebileceğini düşünerek alım yapmaya çalışır fakat bu durum düşen bir bıçağı tutmaya çalışmak gibidir. Halbuki bıçak yere saplandıktan sonra almak çok daha mantıklı bir hareket olacaktır. Alttan mal ekleyip maliyetini düşürmeye çalıştıkça fiyatlar daha fazla düşmeye devam ettiğinde kişiler muazzam zararlara uğrayabilirler. Dolayısıyla fiyatı düşmeye başlayan bir ürünü bir süre izledikten ve şirketle ilgili haberleri takip ettikten sonra portföye eklemek çok daha mantıklı bir stratejidir. Yalnızca fiyat hareketine bakılarak işlem yapılmaz, aynı zamanda haberleri ve şirketin projelerini de takip etmek zorundasınız.
“Bu kadar çıktıktan sonra artık daha fazla çıkamaz”. Bir hissenin ne kadar yükselebileceği konusunda tahmin yapmaya çalışmak da oldukça anlamsızdır çünkü şirket ürünlerini iyileştirmeye, kendini geliştirmeye ve yeni yatırımlar yapmaya devam ettikçe hisselerinin fiyat artışının sonu yoktur. Örneğin NVIDIA hisselerinin fiyatları yatırımcılar tarafından “Buradan düşer” dedikçe yükselmeye devam etti. Bu da hepimizin bildiği gibi yapay zekâ ile ilgili coin’leri de oldukça pozitif etkiledi. Özetle kuruluşun durumu iyi olduğu sürece elden çıkarmanın bir mantığı yoktur, ürünün fiyatı artmaya devam edebilir. Aynı zamanda birçok profesyonelin düşeceğini iddia ettiği bir yerde erken satışlar yapan kişilerin kaçırdığı kâr oranını düşünürseniz aslında Peter Lynch’in ilk tavsiyesiyle neyi kastettiğini anlayabilirsiniz.
Bu makale yatırım tavsiyesi veya önerisi içermemektedir. Her yatırım ve alım satım hareketi risk içerir ve okuyucular karar verirken kendi araştırmalarını yapmalıdır.